Dünyayı daha basit algılayabilmek için, her şeyi devamlı olarak kategorilere
sokmak istiyoruz. Bunu yapabilmek içinde, kriterler yaratmaya çalışıyoruz ki, sınıflandırma
yapabilelim. Cansız varlıklarda bu işlem anlaşılabilir ve tehlikesiz gibi
gözükse de, canlı ve düşünebilen varlıklarda anlamsız ve tehlikeli hale
dönüşebiliyor.
Öğrenci seçme ve yerleştirme programlarıyla, üniversitelere, liselere ve hatta ilkokullara öğrenci seçebilmek için, çocuklarımızı sınıflandıracağımız kriterler belirliyor ve onları bu kriterleri yerine getirmeleri konusunda zorluyoruz. Sonuçlarını sizlere hiç anlatmayı düşünmüyorum. Birbirlerine benzeyen, tipik ortak davranışlar sergileyen nesiller yaratıyoruz. Ve daha sonra da bundan mutsuzluğumuzu dile getiriyoruz. Aralarından kaç tanesine, kendi gibi olma, özgün davranabilme özgürlüğü veriyoruz. Aksine bunu yaparsak, genelin dışında bir kategoriye girer diye korkudan ölüyoruz. Genelin dışında kalma, sistemden dışlanma riskini getirdiğine inanıyoruz.
Öğrenci seçme ve yerleştirme programlarıyla, üniversitelere, liselere ve hatta ilkokullara öğrenci seçebilmek için, çocuklarımızı sınıflandıracağımız kriterler belirliyor ve onları bu kriterleri yerine getirmeleri konusunda zorluyoruz. Sonuçlarını sizlere hiç anlatmayı düşünmüyorum. Birbirlerine benzeyen, tipik ortak davranışlar sergileyen nesiller yaratıyoruz. Ve daha sonra da bundan mutsuzluğumuzu dile getiriyoruz. Aralarından kaç tanesine, kendi gibi olma, özgün davranabilme özgürlüğü veriyoruz. Aksine bunu yaparsak, genelin dışında bir kategoriye girer diye korkudan ölüyoruz. Genelin dışında kalma, sistemden dışlanma riskini getirdiğine inanıyoruz.